Kronik Böbrek Hastalığı

KRONİK BÖBREK YETMEZLİĞİ

Değişik nedenlere bağlı olarak böbreklerin kalıcı şekilde hasarlanmasına ve görevlerini yapamaz hale gelmesine ‘kronik böbrek yetmezliği’ diyoruz. Kronik böbrek yetmezliği, ülkemizde ve dünyada sık görülen bir hastalıktır ve önemli bir halk sağlığı problemidir. Ülkemizde böbrek yetmezliğinin orta ve ileri evrelerinin nüfusun yaklaşık % 5’ini oluşturduğu bilinmekte ve bu oranın hızla artacağı tahmin edilmektedir.

Diyaliz tedavisine böbrek işlevinin % 90’ının kaybedildiği son dönem böbrek yetmezliği evresinde başlanılmaktadır. Böbrek hastalığının başladığı hafif hasarlı dönemden diyaliz dönemine kadar geçen sürede uygun bir tedavi ve tedbirle hastalığı yavaşlatmak hatta durdurmak mümkün olmaktadır.

KRONİK BÖBREK YETMEZLİĞİ NİÇİN ORTAYA ÇIKAR

Dünyada ve ülkemizde kronik böbrek yetmezliğinin en sık nedenleri diyabet ve hipertansiyondur. Ne yazık ki toplumumuzda diyabet ve hipertansiyon gibi kronik böbrek yetmezliğine neden olan bu hastalıkların sıklığı hızla artmaktadır.

Kronik böbrek yetmezliğinin ilerlemesi nasıl yavaşlatılabilir ?

Diyabeti olan hastalarda kan şekeri çok sıkı kontrol altına alınmalı ve hedef değerler içinde tutulmalıdır.
Hipertansiyon mutlaka tedavi edilmelidir. Kan basıncı kontrol altında olmalıdır. Kan basıncı 130/80 mmHg altında, eğer proteinüri 1 g/gün üzerindeyse 125/75 mmHg olacak şekilde tutulmalıdır.
Kolesterol yüksekliği tedavi edilmeli, kalp hastalığı gibi başka neden yoksa total kolesterol 200 mg/dL, LDL kolesterol 100 mg/dL’nin altında tutulmalıdır.
Sigara mutlaka bırakılmalıdır.
Şişmanlık veya aşırı zayıflık, beslenme yetersizliği tedavi edilmelidir. Beslenme böbrek hastalığında önemli bir faktördür. Hekim ve diyetisyenlerin önerileri de mutlaka göz önüne alınmalıdır.
Taş, prostat hastalığı gibi idrar akışını engelleyen durumlar ortadan kaldırılmalıdır.
Hastalığın seyri esnasında ortaya çıkacak fosfor yüksekliği, kansızlık gibi patolojiler tedavi edilmelidir.
Hemodiyaliz

Son dönem böbrek yetmezliğinde yerine koyma tedavisidir. Böbrek fonksiyonları taklit edilmeye çalışılır. Vücudun dışında gerçekleşir, kan vücut dışında kendine yabancı maddelerle temas halindedir. Yarı geçirgen bir zara sahip olan diyalizörden geçen diyalizat ve kan arasında solüt madde ve sıvı değişimi gerçekleşir.

Avantajları:

Atık maddeler ile su, hızla ve etkili bir şekilde vücuttan uzaklaşır,
Deneyimli bir ekibin kontrolünde, hasta katkısı olmadan uygulanır,
Hastalar için yeni bir sosyal çevre oluşur,
Haftada 3 seans her seansta en az 4 saat uygulanır,
Evde herhangi bir cihaz, hazırlık gerektirmez.
Dezavantajları:

Tedavi bitiminde fiziki düşme görülür ve hemodinamiyi olumsuz etkiler,
Her seansta fistüle iğne uygulanır,
Diyet ve sıvı alımı son derece katı kurallara uymayı gerektirir,
Sistemik ve kan yoluyla enfeksiyon geçiş riski vardır,
Küçük cerrahi bir operasyon ile fistül açılması gerekir,
Merkezin bulunduğu bölgede yaşamayı, dolayısıyla merkeze bağımlılığı gerektirir,
Hipertansiyon ve anemi kontrolü daha zordur,
Tedaviye başladıktan kısa süre sonra hasta böbreğinde idrar oluşumu tamamen durur,
Amiloidoz gelişme riski vardır.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın